Endüstri 4.0 Dijital Yayıncılık Kavramları Nelerdir?

Endüstri 4.0 Nedir?

Teknolojinin insan gücüne eskisi gibi ihtiyaç duymaması ve bununla birlikte zaman, mekân ve güçten kazancının makineler ile yapıldığında daha fazla olduğunu anlayan işverenler artık insan faktörü yerine robotları tercih etmeye başladı. Teknolojinin bu denli gelişmesi de insanların artık daha farklı mesleklere yönlenmesi gerektiğini gösterdi.

Baktığımız zaman değinmemiz gereken iki şeyin olduğunu görüyoruz. Eğitim 4.0 ve sanayi 4.0 dediğimiz bu yapılar, yeni teknolojinin şekillenmesi ve artık sibernetik dediğimiz yapıların, özünde endüstriyi oluşturuluyor.

 

Endüstri 4.0’ın Yapısı

Endüstri 4.0, teknolojilerin ve değer zinciri organizasyonları kavramlarının kolektif bir bütünüdür. Siber-Fiziksel sistemlerin kavramına, nesnelerin, internetine ve hizmetlerin internetine dayalıdır. Bu yapı akıllı fabrikalar vizyonunun oluşmasına büyük katkı sağlar. Endüstri 4.0 genel olarak aşağıdaki 3 yapıdan oluşmaktadır.

► Nesnelerin İnterneti

► Hizmetlerin İnterneti

► Siber-Fiziksel Sistemler

Endüstri 4.0 ile modüler yapılı akıllı fabrikalar kapsamında, fiziksel işlemleri siber-fiziksel sistemlerle izlemek, fiziksel dünyanın sanal bir kopyasını oluşturmak ve merkezi olmayan kararların verilmesi hedeflenmektedir. Nesnelerin interneti ile siber-fiziksel sistemler birbirleriyle ve insanlarla gerçek zamanlı olarak iletişime geçip işbirliği içinde çalışabilecektir. Hizmetlerin interneti ile hem iç hem de çapraz örgütsel hizmetler sunulacak ve değer zincirinin kullanıcıları tarafından değerlendirilecektir.

 

Endüstri 4.0’ın Prensipleri

Endüstri 4.0, 6 prensibe dayanmaktadır.

1) Karşılıklı Çalışabilirlik: Siber fiziksel sistemlerin yeteneği ile (örn. iş parçası taşıyıcıları, montaj istasyonları ve ürünleri) nesnelerin interneti ve hizmetlerin interneti üzerinden insanların ve akıllı fabrikaların birbirleriyle iletişim kurmasını içerir.

2) Sanallaştırma: Bu yapı akıllı fabrikaların sanal bir kopyasıdır. Sistem, sensör verilerinin sanal tesis ve simülasyon modelleri ile bağlanmasıyla oluşur.

3) Özerk Yönetim: Siber-Fiziksel sistemlerin akıllı fabrikalar içinde kendi kararlarını kendi verme yeteneğidir.

4) Gerçek-Zamanlı Yeteneği: Verileri toplama ve analiz etme yeteneğidir. Bu yapı anlayışın hızlıca yapılmasını sağlar.

5) Hizmet Oryantasyonu: Hizmetlerin interneti üzerinden siber-fiziksel sistemler, insanlar ve akıllı fabrika servisleri sunulmaktadır.

6) Modülerlik: Bireysel modüllerin değişen gereklilikleri için akıllı fabrikalara esnek adaptasyon sistemi sağlar.

 

Endüstri 4.0’ın Avantajları

► Sistemin izlenmesinin ve arıza teşhisinin kolaylaştırılması

► Sistemlerin ve bileşenlerinin öz farkındalık kazanması

► Sistemin çevre dostu ve kaynak tasarrufu davranışlarıyla sürdürülebilir olması

► Daha yüksek verimliliğin sağlanması

► Üretimde esnekliğin arttırılması

► Maliyetin azaltılması

► Yeni hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesi

 

Endüstri 4.0’da Bilişim Ağları ve İletişimin Önemi Nedir?

Teknolojik alt yapının bulut hizmetlerine geçmesi ve yine internet alt yapısına erişmek söz konusu olduğundan, bilgisayarlar ve internete bağlanmak için gerekli aygıtlar yine önem kazanmaktadır. Bilişim ağları bu yönde gerek kullanıcı gerekse de sunucu tarafında birbirleri ile bağlantı kurmaları için gereklidir.

Bu iletişim hızlı bir şekilde devam etmeli ve ağ alt yapıları güncel 5.0 kablosuz iletişim ile donatılmalıdır.

 

Dijital Yayıncılık Nedir?

Dijital Kitaplar Dijital kitaplar sahip oldukları niteliklere ve kullanılan ortama göre çeşitlilik gösterebilir. Kitabımızın bu bölümünde daha önce de açıklandığı üzere e-kitaplar ve etkileşimli e-kitaplara yönelik açıklamalarda bulunulacaktır (Resim 4.4). Resim 4.4 Dijital Kitaplar E-Kitap 1971 yılında Michael Hart isimli başarılı bir girişimcinin önemli basılı eserlerin elektronik sürümlerini herkesin kullanabilmesi için başlattığı Gutenberg Projesi (Project Gutenberg) elektronik kitaplar için önemli bir dönüm noktasıdır. Hart’ın düz metin formatında elektronik ortama aktardığı Amerikan Özgürlük Bildirgesi ise ilk e-kitaptır.

Gutenberg Projesi ile ilk e-kitap ortaya çıkmış ve bir anlamda dijital kütüphanecilik de başlamıştır. 1987 yılında ilk hiper metin formatında ortaya çıkan Afternoon isimli e-kitap dijital kitapların gelişiminde bir diğer önemli gelişmedir. 1976 yılında başlatılan Oxford Text Archive girişimi, 1992 yılında İsveçlilerin yürüttüğü Runeberg Projesi ve 1994 yılında Almanların başlattığı Gutenberg-DE Projesi ile dijital kütüphanecilik çalışmaları hız kazanmıştır. 1995 yılında Amazon şirketi ilk büyük çevrimiçi kitapçı olarak ortaya çıkmış ve bunu 1997 yılında Barnes & Nobles şirketi takip etmiştir. 1998 yılında akademik içeriğe sahip kütüphaneler ve halk kütüphaneleri internet teknolojisini kütüphanecilik sistemine uyarlamış ve web üzerinden okuyuculara ulaşmaya başlamıştır. 1990’lı yıllar ise e-kitapların gelişiminin büyük ivme kazandığı zamanlardır.

1990’lı yıllar ise e-kitapların gelişiminin büyük ivme kazandığı zamanlardır. 1993 yılında PDF 1.0 sürümü ile e-kitaplar içeriklerinde metin ve görselleri de barındırmaya başlamıştır. 1996 yılında PDF 2.0 sürümünün yayınlanmasıyla e-kitaplar, içeriğin daha fazla zenginleştiği bir formata dönüşmüştür. PDF yeni sürümlerle içeriğe farklı ortam bileşenlerinin eklenebilmesine izin vermiş ve 2000’li yıllardan sonra daha fazla etkileşim sağlayan, daha zengin içeriği destekleyen PDF ve diğer dijital kitap formatları yaygın bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Acrobat eBook Reader 2001 yılında geliştirilmiş yeni versiyonu ile yayınlanmış ve kendisine uygun bir platform bulan e-kitaplar hızla kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde e-kitap ve Acrobat eBook Reader ifadeleri o kadar bütünleşmiştir ki 2000’li yılların başında e-kitaplar için PDF (Portable Document Format) kitaplar teriminin kullanılması alışageldik bir durum olmuştur. E-kitap kullanım oranının ve e-kitaplara karşı ilginin artması ile kitap okuyucu araçlar (e-book reader) üretilmeye başlanmış ve e-kitap okumaya destek veren araçlar hızla artmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan sonra hızla gelişmeye başlayan e-kitaplar ve e-kitap sektörü gelişim ve büyüme hızından ivme kaybetmeden günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. 2001 yılında telif hakları konusundaki çalışmalar, 2007 yılında EPUB formatının uluslararası standart olarak kabul edilmesi, 2010 yılında Google Books, iPad ile gelen iBooks yazılımı, Adobe firmasının etkileşimli e-kitap hazırlamaya olanak sağlayan CS5 standartları ile gelen Adobe Digital Publishing Suite, 2012 yılında ortaya çıkan PDF 2.0 formatı ve Apple iBooks Author ve Adobe Digital Publishing Suite yazılımları dijital kitapların evriminin diğer önemli halkaları ve sıçrama noktalarıdır. Son olarak 2014 yılında EPUB3 formatının yayınlanması ve HTML5’in standart kabul edilmesinin önemli gelişmeler olduğu söylenebilir.

Telif Hakları Konusu

Telif hakları açısından: • Lisans hakları ve dijital hak yönetimi: Etkileşimli e-kitaplar geleneksel e-kitaplar gibi somut bir yapıya sahip olmadıkları için lisans ve izin gerektiren durumlarda yasa dışı şekilde kullanılıp çoğaltılabilir. Birçok ülkede telif hakkı konusunda yeterli yasal düzenleme yoktur. Bazı durumlarda ise hızlı gelişen teknolojiyi mevcut yasal düzenlemeler takip edememekte ve yasal boşluklar oluşmaktadır. Bu nedenle özellikle etkileşimli e-kitap üreticileri sayısal hakların yönetimi konusunda çalışmalar yapmakta ve kendi platformları çerçevesinde seçenekler ve standartlar oluşturmaya yönelik çözümler üretmektedirler.

 

Kaç Farklı Şekilde Dijital Yayın Yapabiliyoruz?

Esasında bilginin yayılmasını istiyorsak, günümüz şekillerinde her türlü paylaşımlar ve platformlar ile bu işlemimizi gerçekleştirebiliyoruz. E-kitap, blog siteleri ile, dijital kütüphaneler ile istediğimiz bilgiyi dijital ortama aktarıp, bilginin çoğalmasını sağlayabiliyoruz.

 

Yazar: Mahmut KILIÇ

Anadolu Üniversitesi'nde lisans programı öğrencisi

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar


Geçerli süre sona erdi, CAPTCHA sayfasını yeniden yükleyin.